Okul öncesi duygusal gelişim; çocuğun kendi duygularını tanıması, bunları anlamlandırması ve zamanla uygun yollarla göstermeyi öğrenmesiyle ilerleyen bir süreçtir. Okul öncesi çocuklarda duygusal gelişim sadece öfke veya ağlama gibi kritik anları kontrol etmekten ibaret değildir.

Çocuğun mutlu olduğunu fark etmesi, üzüldüğünde bunu anlatabilmesi, başkalarının duygularını anlamaya başlaması ve zor durumlar karşısında yetişkin desteği talep etmesi de bu gelişimin parçalarıdır. Uzmanlar tarafından duygusal becerilerin sosyal gelişimle yakından ilişkili olduğunu söylenmektedir. Bu nedenle çocuklarda duygusal gelişim, iletişim ve sosyal ilişkilerden bağımsız düşünülmemelidir.
Duygusal gelişim tek bir becerinin kazanılmasıyla tamamlanmaz. Çocuk önce farklı duyguları yaşamaya ve bunların etkilerini fark etmeye başlar. Ardından duygularının neden ortaya çıktığını anlar ve yaşantısıyla bağdaştırabilir. Çocuklarda duygu gelişimi; duyguyu tanıma, anlama, ifade etme ve düzenleme gibi birbiriyle ilişkili beceriler üzerinden ilerler. Çocuğun bir duyguyu hemen olması gerektiği gibi anlatamaması, gelişim sürecinin doğal bir parçası olabilir.
Duygular, farklı tepkilerle meydana gelebilir. Farklı şekillerde ortaya çıkabilecek durumlar:
Okul öncesinde duygusal gelişim sürecinde bu duyguların yaşanması normaldir. Önemli olan çocuğun bu duyguları hiç yaşamaması değil, zaman içinde onları tanımayı ve yetişkin desteğiyle başa çıkma yollarını öğrenmesidir.
Çocuklarda duyguları tanıma, hem kendi hislerini hem de etrafındaki insanların duygularına dair işaretleri fark etmekle başlar. Yüz ifadeleri, ses tonu ve davranışlar çocuğa karşısındaki kişinin nasıl hissettiği konusunda ipuçları verebilir.
Çocuklarda duyguları ifade etme ise çocuğun hissettiğini kelimelerle, mimiklerle, eylemlerle veya farklı iletişim yolları ile anlatmasıdır. Örneğin “Kızdım”, “Sevindim” ya da “Bunu istiyorum” diyebilmek, duyguyu davranışla göstermek yerine doğrudan söylemeye yönelik önemli bir adımdır.
Duygu düzenleme, çocuğun yoğun bir duygu yaşadığında bu duyguyu fark etmesi ve sakince bunu yönetebilmesi için farklı yollar geliştirmesidir. Bu beceri bir anda kazanılmayabilir. Çocuklarda öz düzenleme becerileri geliştikçe zor anlar karşısında daha farklı tepkiler vermeleri beklenebilir.
Yetişkin birey, duyguyu yok etmeye çalışmak yerine çocuğa eşlik edebilir. Sakinleşmesi için zaman tanımak, duyguyu adlandırmak ve uygun bir çözüm üzerinde birlikte değerlendirme yapmak faydalı olabilir. Duygusal beceriler geliştikçe çocuk, yaşadığı durum ile verdiği tepki arasında ilişki kurmaya başlar. Bu nedenle çocuklarda öfke görüldüğünde yalnızca davranışa bakmak yerine öfkeye neden olan durumu anlamaya çalışmak daha doğrudur. Hissedilenlerin kaynağına inmek, çocuğun duygularla baş etmesine yardımcı olabilir.
Sosyal duygusal gelişim hem ailede hem de okul ortamında desteklenebilir. Çocuklar, yetişkinleri model alarak iletişim kurmayı öğrenebilir. Bu yüzden ebeveynin sakin konuşması, kendi duygularını uygun şekilde ifade etmesi ve çocuğu dinlemesi günlük yaşamda güzel bir örnek oluşturur.
Ebeveyn çocuk iletişimi sırasında çocuğun duygusunu hafife alınmamalıdır. Empati kurulması çocuğa yardımcı olabilir:
Bu yaklaşım, çocuğun duygularını tanımasına ve hangi duygunun, hangi olaylarda ortaya çıkabileceğini anlamasına yardımcı olur. Çocuklarda empati de yavaş yavaş gelişen sosyal-duygusal becerilerden biridir. Çocuğa başkasının ne hissedebileceği hakkında sorular sormak, kitap veya çizgi film karakterlerinin duyguları hakkında konuşmak ve günlük olayları birlikte değerlendirmek bu süreci destekleyebilir. Bu çalışmalar aynı zamanda çocuklarda sosyal gelişim ve okul öncesi sosyal gelişim açısından da önem taşır.
Erdem Anaokulu, çocukların okul yaşamında duygularını tanımalarını ve ifade etmelerini destekleyen bir eğitim ortamı sunmayı hedefler. Öğretmen rehberliğinde yapılan oyunlar, grup çalışmaları ve hikâye okumaları çocukların farklı duyguları konuşmasına ve sosyal olayları anlamlandırmasına yardımcı olabilir.
Burada amaç çocuğun hiç öfkelenmemesi veya üzülmemesi değildir. Amaç, yaşadığı duyguların farkına varmasına ve bunları zamanla yönetmeyi öğrenmesine destek olmaktır. Çünkü okul öncesi duygusal gelişim; çocuğun yalnızca bugünkü ilişkilerini değil, ilerleyen hayatını da destekleyen gelişim alanlarından biridir. Erdem Anaokulu, çocukların duygusal gelişimini destekleyen bir eğitim modeline sahiptir. Nitelikli eğitmenleri ile çocuğunuzun birey olma yoluna başarılı bir adım atmasına yardımcı olur.
Çocukların duygularını ifade etmekte zorlanması normal mi?
Evet. Duyguları tanımak ve ifade etmek zaman içinde gelişen becerilerdir.
Çocuğa duygularını nasıl anlatabiliriz?
Günlük olaylardan yararlanarak duygulara isim verilebilir. “Kızgın”, “üzgün”, “korkmuş” veya “mutlu” gibi ifadelerle çocuğun yaşadığı durum arasında bağlantı kurulabilir.
Çocukların her duygusuna müdahale edilmeli mi?
Hayır. Her duyguyu ortadan kaldırmak gerekmez. Yetişkinin özellikle çocuğun kendisine veya başkasına zarar verme riski bulunan davranışlarda sınır koyması ve uygun davranışa rehberlik etmesi önemlidir.
Oyun duyguların ifade edilmesini destekler mi?
Evet. Oyun, çocukların farklı durumları canlandırmasına ve duygularını doğal yollarla ifade etmesine fırsat verebilir.
Duygusal gelişim her çocukta aynı ilerler mi?
Hayır. Çocukların gelişim hızları ve duygularını ifade etme biçimleri farklı olabilir. Bu yüzden çocukları birbirleriyle kıyaslamak yerine kendi gelişim süreçlerini takip etmek daha uygundur.