Paylaşma, insana ait en büyük erdemlerden biridir. Bir çocuk, bu duyguyu bilmeden dünyaya gelir. Bu yüzden çocuklarda paylaşma duygusu öğretilmesi gereken bir durumdur. Çocuk, hayata kendi dünyasından baktığı için bu süreç bazı ebeveynleri zorlayabilir. Çocuklarda paylaşma psikolojisinin yerleşmesi zamanla, doğru adımlarla gerçekleşmelidir. Bunun için okul öncesi eğitimi oldukça önemlidir. Okul öncesi paylaşma becerisi, öğretmen ve ebeveyn iş birliği ile mutlaka kazandırılmalıdır.

2-6 yaş grubundaki çocuklar benmerkezci hareket ederler. Çocuk, her şeyin onunla ilgili olduğunu düşündüğü bir dönemdedir. Sadece kendi dünyası önemlidir, bu yüzden başkalarının düşünceleriyle ilgilenmez. Böyle bir durumda çocukta paylaşma duygusunun yerleşmesi zor olabilir. Onlara ait olan bir oyuncak, eşya paylaşamayacağı kadar değerlidir. Ancak bu oldukça doğal bir süreçtir. Okul öncesi paylaşma becerisinin doğru bir şekilde kazandırılması gerekir. Sağlıklı adımlar atıldığında çocuk, bu süreçten anlayışlı ve paylaşımcı olarak çıkar. Bu süreç çocuğa birçok olumlu nitelik kazandırır.
Çocuk, paylaşma duygusunu öğrendikçe empati ile düşünmeyi sağlar. Çünkü, bir başkasının da istekleri olabileceğini anlamış olur. Artık sadece kendi dünyası yoktur, başkaları da vardır. Paylaşmanın psikolojik önemlerinden biri de sabrı öğretmektir. Örneğin oyuncağını paylaşan çocuk geri almak için sabırla bekler. Bir oyunda sırasını veren çocuk yine sabırla kendi sırasının gelmesini bekler. Oyunlarda arkadaşlık kurmayı öğrenir. Sadece kendi kendine oyun oynamayı bırakıp akranlarıyla uyum içinde olmaya başlar. Kısacası çocuklarda paylaşma psikolojisi yerleştikçe başkalarının varlığını kabullenmiş olur.
Paylaşma becerisi yaş gruplarındaki gelişim düzeylerine göre değişmektedir. Her yaş grubunda öne çıkan duygu farklıdır. Çocuklarda paylaşma psikolojisi dönemlere göre aşamalı şekilde gelişmektedir. Yaşın getirdiği duyguya göre hareket edilmelidir.
3 Yaş Grubu: Sahiplik ve Aidiyet Dönemi
3 yaş grubu sahiplenme duygusu dönemidir. Çocuğun bağımsız olma arzusu yoğundur. Kontrolü eline almak ister. “Benim” algısının başladığı dönemdir. Paylaşma krizleri sıkça yaşanır. Çocuk, sahiplendiği şeye kaybetme korkusuyla tutunur. Bu yaş grubundaki çocuklarda paylaşma ve özgüven karışabilir. Çocuk, özgüvenini ona ait olanla sağlıyor olabilir. Çocuğunuzun özgüvenini sarsacak bir davranışta bulunmamalısınız. Kurallara karşı gelindiği dönemdir, bu yüzden paylaşma duygusu sert kurallarla aşılanmamalıdır. Ebeveynler sakin davranmalı ve rol model olmalıdır. 3 yaş grubuna paylaşma duygusunu öğretmek için rutinlere bağlı kalınmalı, empatik bir şekilde yaklaşılmalıdır. Ebeveyn tüm bunları yaptığında yetersiz kaldığını düşünüyorsa öğretmenlerden destek istemelidir.
4 Yaş Grubu: İş Birliği ve İlk Paylaşımlar
4 yaş iş birliği paylaşım duygusunun öne çıktığı dönemdir. Bu yaş grubunda artık paylaşımcı özellikler kendini göstermeye başlar. Ufak tefek kıskançlıklar görülse de arkadaşlığın, iş birliğinin görülmeye başladığı dönemdir. Birlikte oyun oynama, gerektiğinde sıra bekleme, oyuncakları paylaşma gibi davranışlar başlar. Bu dönemde olabildiğince gruplu oyunlar oynanmalıdır. Ortak eşyaların kullanıldığı aktiviteler paylaşma duygusunu ve iş birlik uyumunu en çok aşılayacak yöntemlerdendir. Örneğin yapboz oynamak. Çocuklar, yapboz sırasını beklerken sırasını paylaşır ve bir bütünü birlikte tamamladıkları için iş birliği becerileri gelişir. Bu şekilde çeşitli etkinliklerle çocuğunuzu olumlu yönlendirebilirsiniz.
5-6 Yaş Grubu: Yardımlaşma ve Empati Dönemi
5-6 yaş empati gelişiminin arttığı dönemdir. Çocuk, benmerkezcilikten uzaklaşarak başkalarını görmeye başlar. Arkadaşlık ilişkileri daha sağlıklı yönde gelişir. Yardımlaşma ve empati öne çıktığı için paylaşma duygusu kaçınılmazdır. Çocuk bu dönemde oyun oynamak ve arkadaşlık kurmak için paylaşması gerektiğinin bilincindedir.
Paylaşma krizleriyle karşılaşmak oldukça normaldir. Çocuklarda paylaşma krizleri yönetimi yaparken dikkat edilmesi gereken durumlar vardır. Ebeveynler, bu çatışmaları çözerken sabırlı ve sakin olmalıdır. Çocuğunuz kardeşiyle ya da bir arkadaşıyla oyuncağını paylaşmak istemeyebilir. Kriz anında ne yapmalısınız? Öncelikle sinirli olmayın. Gayet sakin ama net bir şekilde yaklaşın. Onun hislerini anladığınızı söyleyin. “Biliyorum, bu oyuncağın senin için çok önemli ama onu kısa bir süreliğine paylaşabilirsin.”
Çocuğunuzun empati kurmasını istiyorsanız empati kurarak yaklaşmalısınız. Çocuk, paylaşarak kontrolü kaybettiğini düşünür. Ona paylaşarak böyle olmayacağını, tam tersine ona yeni arkadaşlıklar kazandıracağını anlatın. Kriz anında süre tutun. Çünkü çocuğunuz sabırsız davranacaktır. Bu paylaşımın belli bir süre olduğunu bilmek sabırla beklemesini sağlar. Adaleti sağlamak için iki kardeş ya da arkadaş için oyun bulun. Oyuncakla ortak bir şekilde oynayabilecekleri bir oyun hem ilgi çekici olur hem de kriz anını çözer. Gerekirse oyuna dahil olarak hakem görevini görün. Eşitliği sağlayarak eğlenceli bir oyunla pozitif bir ortam yaratın.
Unutulmaması gereken paylaşım duygusunun bir süreç olduğudur. Zamanla öğrenileceği için çocuktan tam bir paylaşım beklenmesi yanlış olur. Bu yüzden evde paylaşma rutinleri yapılmalıdır. Kardeşler arasında yiyecek-içecek paylaşımı öğretilebilir. Örneğin tek bir tabağa farklı miktarda yiyecekler konabilir. Çocukları yerken gözlemleyebilirsiniz. İki kardeş veya arkadaş arasında yiyecekleri paylaşmasını isteyin. Tartışma çıkarsa müdahele etmek için yanlarında durun. Bunu düzenli yaparak çocuklarda paylaşım duygusunu geliştirebilirsiniz, oyuncakları sırayla oynatabilirsiniz, sıra sıra boyama etkinlikleri yaptırabilirsiniz. Banyo bekleme sırasını öğreterek hem görgü kurallarını hem de paylaşma duygusunu öğretmiş olursunuz. Bunları bir rutin halinde yaparak çocuğunuza paylaşım duygusunu doğru bir şekilde öğretebilirsiniz. Tabii, ailenin model olması gerekir. Çocuk anne-babasından gördüklerini yapma eyleminde bulunur. Aile içinde paylaşım modeli de bu rutinlere dahil edilmelidir. Örneğin anne ve baba kendi aralarında bir eşyayı paylaşarak örnek olabilir. Bunu özellikle çocuğunuzun önünde konuşarak yapabilirsiniz. Çocuk, sizin ne yaptığınızı zamanla anlar ve paylaşmaya daha sıcak bakar.
Bu süreçte tüm adımları sağlıklı bir şekilde atmak gerekir. Çocuklarda paylaşma duygusunun ilk kazanıldığı yer ev ortamıdır. Bu yüzden ilk görev ebeveynlere aittir. Sabırlı bir şekilde çocuğunuza sevgiyle ve empatiyle yaklaşmalısınız. Ev ortamından sonra okul ortamı gelir. Okul öncesi paylaşma becerisinin kazanıldığı kritik bir dönemdir. Bu süreçte profesyonel öğretmenlerden destek almak gerekir. İyi bir öğretmen, çocuğa hangi durumda nasıl yaklaşacağını iyi bilir. Gruplu etkinliklerle iş birliğini sağlar ve çocuklara empati duygusunu aşılar. Siz de çocuğunuzun paylaşma duygusu gelişsin istiyorsanız Erdem Anaokulunu tercih edebilirsiniz. Okulumuzdaki imkânlardan yararlanarak çocuğunuzu gönül rahatlığıyla öğretmenlerimize emanet edebilirsiniz.